Hayatın içinden çok çarpıcı bir hikâye;

2006-12-05 19:51:00

AYAKKABICI, yeni getirdiği  malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi.  Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı.  Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama küçük bir dükkân için yeterliydi Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de  güçlükle…  Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki  pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp  yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı  fırlayıp: Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller  bir harika!. Çocuk, ona dönerek: Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama  benim bir bacağım doğuştan eksik. Bence önemli  değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan  yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da imanı. Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı  sürdürdü: Keşke imanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik  olsa idi. Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp: Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun  ki? Çok basit!. dedi, adam. Eğer imanımız yoksa cennete  giremeyiz. Ama ayaklar yoksa problem değil. Zaten orda tüm eksikler  tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla  mükâfat görecekler... Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm  etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine  işaret ederek: Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi.  Denemek ister misin? Çocuk, başını yanlara  sallayıp: Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün  değil ki!. İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!.  dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder. Çocuk biraz düşünüp: Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki? Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım. Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek: Üstelik de  öğrencisin değil mi? diye sordu. İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır. Tamam işte!. dedi adam. 5  Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım  gitti!. Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları  arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin  aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı  çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını  giydirdi. Ve  çıkarttığı eskiyi göstererek  ‘Benim satış işlemim bitti!.’ dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum. Şaka mı  yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere.Eski bir  ayakkabı, para eder mi? Sen çok câhil kalmışsın be  arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir  antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder. Küçük çocuk, art arda yaşadığı  şokları, üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem  de hayatındaki en güzel rüya. Adamın  heyecandan terleyen avuçlarına  sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten  sonra, 10 liralık banknotu geri vererek: Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim  mevsimini başlattınız ya!.. Adam onu kıramayıp parayı aldı.  Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine  sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu  bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür  edip: Babam haklıymış!. dedi. Sakat olduğum için, üzülmeme  hiç gerek yok!. demişti.

Cüneyd Suavi

663
0
0
Yorum Yaz